Muro Cem Yılmaza Rakip

7/6/2008 ·

Muro Sahan Gokbakar ve Cem Yılmaz'a rakip çıktı... Çeto ile diyalogları çok komik. Bir sahne var ki Hastanede Ceto ile yaptigi Konusma kırdı geçirdi.Mustafa Üstündağ'ın oynadığı Muro, Kurtlar Vadisi Pusu'nun en beğenilen karakterleri arasında.. Başkanın infaz kararı çıkardığı Muro için hayranları internet forumlarında "ölmesin" diye kampanya açıyor.

PKK'yı sempatik gösterdiği için eleştirilen dizi senaristleri, onu örgütten koparacak. "İçindeki insan sevgisi" ortaya çıkacak.. Polat'ın safına geçip geçmeyeceği bilinmiyor. Ama son bölümde onu bir sürprizin beklediği bir gerçek.

Tüm bunlar bir yana Muro'nun replikleri ve videoları, Youtube ve internet forumlarında 5 milyon'a yakin izlenme rekorlari kiriyor

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Şiddet Komisyonunda 'Polat Alemdar' Tartısması

7/6/2008 ·

TBMM Çocuklar ve Gençler Arasında Artan Şiddet Eğilimleri ile Okullarda Yaşanan Şiddet Olaylarını Araştırma Komisyonu, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve Eğitim Bir Sen Genel Başkanı

Ahmet Gündoğdu'yu dinledi.

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, okulda şiddet olaylarının arttığını belirterek, "Okula aç gelip birinci derste bayılan çocuklar gördük, yağmurda sırılsıklam gelen çocuklar gördük. Çocuklar aç susuz" dedi

Kültür seviyesi düşük ailelerin, çocuklarını "döv gel", "dayılık yap" diye teşvik ettiğini anlatan Özcan, "Bazı ailelerde ise anne konkende, baba başka partide. Üvey anne – baba tacizlerine uğrayan çocuklar da var" dedi.

SADDAM TEPKİSİ

Medyadaki şiddet görüntülerini eleştiren Özcan, buna örnek olarak Saddam Hüseyin'in idamını gösterdi ve bu görüntülerinden etkilenen bazı çocukların kendisini astığını ifade etti.

Çetelerin okul içinde ve dışında çocuklara baskı yaptığını da anlatan Özcan, Emniyet yetkililerini önlem almaya çağırdı.

BIÇAK PATATES DE SOYAR ADAM DA ÖLDÜRÜR

Kontrolsüz internet kullanımını bıçağa benzeten Özcan, "Bıçak patates soyarsa iyi, ama insan da öldürebiliyor" dedi.

AKP döneminde milli eğitim mevzuatında çok sık değişikliğe gidildiğini kaydeden Özcan, "ehil olmayanların eğitim kurumlarına yönetici olarak atandığını" iddia etti.

ÖĞRETMENLER ŞİDDETTE BULUNUYOR

Öğretmenlerin okulda yaşanan şiddet olaylarına nasıl yaklaşacağını bilmediğini söyleyen Özcan, "İki çocuk kavga ediyorsa yanına sopayla mı yoksa gülerek mi gidecek bilmiyor. Öğretmen, şiddet önleyeceğim diye şiddette bulunuyor. Acilen hizmet içi eğitim yapılmalı" dedi.

BAYAN ÖĞRETMENLER TACİZE UĞRUYOR

İkili öğretim nedeniyle kış aylarında öğretmenlerin karanlık saatlere kaldığını anlatan Özcan, "Art niyetli kişiler telgraf tellerindeki sığırcıklar gibi okul önünde bekliyor. Bayan öğretmen arkadaşlar tacize uğruyor. Tekli öğretime geçilmesi gerek ama maliyeti yüksek" dedi.

PKK ÖRNEĞİ

PKK terörünü örnek gösteren Özcan, "Eruh olayı yaşandı. Üç buçuk çapulcu dendi. Olay nerelere vardı. Okullarda da geçmişteki gibi ideolojik kavgalar başlayabilir. Bunun önlenmesi zor olur. Kanayan yaraya neşter atılmalı" dedi. Özcan, Türk milli eğitim sisteminin çürüyüp yozlaştığını da belirtti.

AKP'LİLERİN İNANÇ VURGUSU

Komisyonda AKP'li üyelerin "inanç eğitimi" vurgusu dikkat çekti. Komisyon Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara, "Manevi ve duygu alemimizde eksiklikler var" derken, komisyon üyesi AKP Siirt Milletvekili Öner Ergenç, "Yaratıcının insan içine koyduğu kin, nefret, kıskançlık duyguları çeşitli sebeplerle hiddetten şiddete dönüşüyor" diye konuştu.

Komisyon üyesi, AKP Erzurum Milletvekili Ömer Özyılmaz da, "Çocuğun kendi inanç değerlerini öğrenmemesi şiddeti artırmıyor mu? Tarih, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri görevini yerine getirebiliyor mu" dedi.

Özcan da, "Türk milletinin değerlerini eğitime yansıtırken inancı, geleneği, göreneği, töresini almalıyız. Biz milletin kendi inancını devlet eliyle öğrenmesinden yanayız" dedi.

NİYE NURCU OLUYORLAR?

Komisyon üyesi CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce'nin "17 yıl Atatürkçülük anlatıyoruz sonra çocuklar ya nurcu, tarikatçı, Marksist oluyor" sözleri üzerine ise, Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, "Atatürk'ün karga kovalamasını öğretirsek çocuk bunu önemsemez. Atatürk'e programda detaylı yer verilmiyor. Öğretmenler de konuyu es geçiyor" dedi.

ÖĞRETMEN AYAĞI BAĞLANIP GÖTÜRÜLÜYOR

Özcan, nöbetçi öğretmenlerin okuldan geç çıktığında ayağının bağlanıp götürüldüğünü söylerken, "Öğretmenler okul dışındaki tehlikelerden korunmak için okuldaki güçlü öğrenciden imdat bekliyor. Emniyet yetkilileri, okul çevresini güven altına almalı. Öğrenci, öğretmeni darp edebiliyor ya da başkalarına yaptırıyor" dedi.

HÜSEYİN ÇELİK TARTIŞMASI

Türk Eğitim Sen Genel Sekreteri İsmail Koncuk'un, Gazi Üniversitesi işbirliğiyle binin üzerinde öğretmen arasında yapılan bir araştırmayı anımsatarak, "Öğretmenlerin yüzde 71'ine göre, Hüseyin Çelik bakanlığındaki MEB'in eğitim sistemi, dini, milli değerlere uygun değil" demesine AKP'liler "Böyle konuşmayın" diye tepki gösterdi.

PORNOCU TEPKİSİ

Komisyon Başkanı İncekara'nın "Pornocular içinde öğretmenler de vardı" sözlerine ise Özcan, "Doktor da çıktı sadece öğretmene bağlanamaz" tepkisini gösterdi.

MADDE BAĞIMLILIĞI YÜZDE 12

Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ise, "Şiddet, yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliğinin isyanıdır. Yaşanan toplumsal cinnet halidir" dedi.

Boşanmaların arttığını söyleyen Dinçer, 10 milyon vatandaşın okuma – yazma bilmediğini, bunun 8 milyonunu kadınların oluşturduğuna da dikkat çekti.

Türkiye'deki eğitim düzeyi ortalamasının ilköğretim 4. sınıftan terk olduğuna işaret eden Dinçer, anne- baba eğitimine destek verilmesini, mahallelerde okuma odaları oluşturulmasını istedi. Bir araştırmaya da değinen Dinçer, ortaöğretim kurumlarında madde bağımlılığının yüzde 12, keyif verici madde kullanımının ise, yüzde 15 olduğunu söyledi.

Eğitim Sen Genel Sekreteri Emir Ali Şimşek ise, Şiddet Üst Kurulu oluşturulmasını teklif etti. Şimşek, bir okuldan sendikaya telefon geldiğini anlatarak, "8. sınıf öğrencileri öğretmenleri ay başında 100'er YTL hazırlayın diye tehdit etmiş. Ancak öğretmenler deşifre etmemizi istemiyor can güvenliklerinden endişe ediyor" dedi.

Polat Alemdar TARTIŞMASI

Komisyonda, Kurtlar Vadisi dizisi karakteri Polat Alemdar da tartışıldı. CHP'li İnce, "Çocuklar neden rol model olarak Polat Alemdar'ı seçiyor da Kurtuluş Savaşı kahramanlarını seçmiyor?" sözlerine Özcan, "Polat Alemdar'ı izliyoruz ancak Çanakkale Savaşları'nı izleyemiyoruz. Bizim zamanımızda da çocuklar kendilerini Cüneyt Arkın ve Kartal Tibet'e benzetmeye çalışıyordu" karşılığını verdi.

Eğitim Sen Genel Sekreteri Emir Ali Şimşek ise, okullarda "reisler" olduğunu söyleyerek "Kurtlar Vadisi dizisi izlettiriyoruz. Çocuklar Polat Alemdar paltosundan giyiniyor. Yanına iki arkadaşını alıp yurtseverlik adına karşısındaki çocuğa bıçak dürtüyor" diye konuştu.

İncekara da bazı dizileri eleştirerek, "Çocuğumuz bize köpek dese kızarız ama babanın köpek olarak gösterildiği bir dizi 6 yıldır var. Büyücü, sihirci dizilerden rahatsız olmuyor musunuz?" dedi. (ANKA) (Ankara Haber Ajansı)

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Düğün Şarkıcısı Tanıtım Metni

7/6/2008 ·

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu...

Bir tarafta, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “UĞURLU DÜĞÜN SALONU”... Diğer tarafta; onu yıpratmayı amaç edinmiş, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “KUDRET DÜĞÜN SARAYI”... Biri, AVNİ BEY’in muhafazakar tutumuyla, eskisi kadar rağbet görmeyen bir salon... Diğeri tüccar zihniyetli KUDRET’in işlettiği, çağa ayak uydurmuş, modern, dolup taşan bir mekan...

Ve bir gün Urfa'dan İstanbul'a şöhret olmak için bir türkücü gelir..

Şanlıurfa’dan kalkıp gelen türkücü Bayram tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olur. Yetimhanede büyüyen Bayram’ın asıl amacı, şöhret olmak ve böylece yıllardır aradığı anne babasının ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Urfa'dan gelen, gariban olduğu kadar sevimli köy delikanlısı, kendisini yirmi beş yıl öncesinin hesaplaşması içinde bulurken, gönlünü de salon sahibinin kızı Çiçek'e kaptırmıştır

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

1. Bölüm özeti

7/6/2008 ·

Urfa’da kendi halinde yaşayan güzel sesli Bayram, bir düğün salonunda düzenlenen ses yarışmasına katılıp meşhur olmak için İstanbul’a gelir. Ancak sonuç hiç de beklediği gibi olmaz. Bayram kendini görkemli Kudret Düğün Sarayı ile adını orada evlenenlerin hiç ayrılmadığı inancından alan Uğurlu Düğün Salonu arasındaki büyük çekişmenin ortasında bulur. Üstelik bu mahallede işler hiç de görüldüğü gibi değildir. Babasının hastalanmasıyla Uğurlu Düğün Salonu’nun başına geçmek zorunda kalan Şükran’ın 25 yıl sonra mahalleye dönüş yapması, Kudret’le aralarındaki eski hesaplaşmaları da gündeme getirir. Başkaları için, mutlu yuvalara atılan adımların ilk durağı, onlar için geçmişten kalan bir hesaplaşma alanıdır. Tesadüfler sonucu düğün şarkıcısı olan Bayram’ın, Şükran’ın güzel kızı Çiçek’e duyduğu platonik ilgi ise ortalığı daha da karıştıracaktır.

“Düğün Şarkıcısı”, azılı bir rekabet ortamında filizlenen imkansız bir aşkın arabesk soslu, romantik ve komik öyküsüdür.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Umut Kurt röportajları

7/6/2008 ·

Dizide ağır abi Müzikalde ağır abla



Hatırla Sevgili'de, sağcı Yaşar'ı canlandıran Umut Kurt, Hisseli Harikalar Kumpanyası'nda, kadın kılığında göbek atıp şarkı söyleyen Cafer'i oynuyor..

Umut Kurt, son dönemin dikkat çeken genç oyuncularından biri. Beynelminel'de canlandırdığı Haydar karakterinden sonra Hatırla Sevgili'nin Yaşar'ı olarak karşımıza çıkan 26 yaşındaki oyuncu, son olarak da Hisseli Harikalar Kumpanyası'nda seyirciyi gülmekten kırıyor. Hatırla Sevgili'nin ağır abisi, sağcıların önderi Yaşar'ı, müzikalde kadın kılığında göbek atıp şarkı söyleyen Cafer kılığında karşısında gören seyirci gözlerine inanamıyor. Aynı zamanda BKM Mutfak'ta oyunculuğa devam eden Umut Kurt'la sağ sol meselelerini ve canlandırdığı karakterleri konuştuk.

- Hatırla Sevgili'deki Yaşar karakterinden sonra karşımıza Hisseli Harikalar Kumpayası'nın Caferi olarak çıktınız ve hepimizi çok şaşırttınız...
- Biz bir karakteri canlandırırken seyirciye, o karaktere çok yakın kişilermişiz gibi geliyoruz. Halbuki öyle değil. Ben ne Yaşar gibi, ne Cafer gibi, ne de Beynelminel'de canlandırdığım Haydar gibi bir adamım. Biz oyunculuk eğitimi alırken Hamlet de oluyoruz, ceset de oluyoruz, yerde duran bozuk para da. O kadar farklı şeyleri canlandırıyoruz ki, birkaç farklı adamı canlandırmak bize o kadar da zor gelmiyor açıkçası.

- Müzikalin provalarına gelip giderken görünümünüz bıyıklı bir Yaşar'dı sonuçta. Sonra da provalarda sarı peruğu takıp, bir kadını oynuyordunuz. Ruh haliniz de değişiyor muydu bu durumda?
- Bu surata, bu kaşa peruk zaten komik duruyor. Bir de bıyık var düşünsenize... Bir de sarı peruktu, çok komikti ya. Eğlenceliydi ama... Şizofrenik, gel git bir durumdu tabii. Sabah ciddi, davası olan bir adamı oynuyorsunuz, öğlen gidiyorsunuz şarkı söyleyip, göbek atan bir kadın oluyorsunuz.

- Yaşar'dan sonra Cafer karakteriyle seyirciyi çok şaşırttığınızın farkında mısınız?
- Seyircinin şaşırmasına çok sevindim her şeyden önce. Çünkü bu işte ne kadar şaşırtırsanız o kadar iyi oluyorsunuz. Seyirci şaşırınca fazla fazla reaksiyon vermeye başladı, verdikleri reaksiyonlardan ben çok motive oldum. Onlar beni, ben onları eğlendirdik gibi bir durum oluştu.

- Özellikle sahnede şarkı söyleyip kıvırttığınız, göbek attığınız bölüm seyirciyi çok güldürüyor. Nasıl kıvrılır, popo sallanır gibi bir ders aldınız mı?
- Çocukluğumdan beri spor yapıyorum. Okulda da akrobasiyle pandomim dersleri aldım, sonuçta kıvrak bir adam oldum. Ne zaman bir kadın rolü olsa "Sen gel, kıvraksın," diyorlar (gülüyor). İnsan olarak da hareketli, eğlenceli bir halim var. Yani ders almama gerek kalmadı. Sahnede komik oluyor galiba, ben de gülüyorum açıkçası.

- Sizin müzikalde oynadığınız Cafer karakterini daha önce çok iyi bir tiyatrocu olarak tanınan Mehmet Ali Erbil oynamıştı. Rolü ondan devralmak tedirgin etti mi sizi?
- Benim dışımda herkes tedirgin oldu (gülüyor). Meseleye öyle bakmamak gerekiyor bence. Mesela Hamlet'i kimler oynamadı ki? Türkiye'de Müşfik Kenter oynadı örneğin. Ama bu Türkiye'de Hamlet'in bir daha iyi oynanamayacağı anlamına gelmez. Mehmet Ali Erbil bu rolü bir yere kadar getirmiş, inşallah ben de daha ileriye götürebilirim. O kadar güzel yazılmış bir rol var ki ortada, onu düşünmek varken neden "Mehmet Ali Erbil kadar iyi oynayabilecek miyim?" diye düşüneyim ki.

- Beynelminel'deki Haydar bir devrimciyken, Hatırla Sevgili'nin Yaşar'ı sağcıların temsilcisi. Yani Haydar ile Yaşar görüş olarak birbirine çok zıt iki karakter...
- Bir dönem "Benim düşüncem en doğru, bundan daha doğrusu yok," diyor ve diğerlerinin neden bu doğruyu görmediklerini sorguluyorsunuz. Aslında bu nasıl yetiştiğinizle alakalı. Oğullar hep babalarının yaptığını yapar. Belki benim babam farklı düşünseydi, ben de bugün farklı düşünen bir adam olurdum. Haydar'ın babası solcuymuş, Yaşar'ın babası sağcıymış, belli. Ama ikisi de çok temiz ve inançları uğruna ölebilecek insanlar. Biri çok saf, biri yaptığı her şeyin farkında. Biri körü körüne her şeyin peşinden gidebilir, diğeri ise gidenleri geri getirebilir. Ama ikisini karşı karşıya getirseydik kesin kavga çıkardı (gülüyor).

- Ama siz Yaşar karakterine daha sempatiyle bakıyorsunuz anladığım kadarıyla...
- Aslında sempatiyle bakmaktan ziyade Yaşar'ı adam olarak seviyorum. Çünkü doğru bir adam. Benim karşıma böyle bir sağcı çıksa severim yani. Çünkü inancı var ve inancını doğru tatbik ediyor, "Kavga ederek olmaz arkadaşlar, kaba kuvvetle hiçbir şey çözemeyiz," diyor. Aslında o günden bugüne laf atıyor.

- Yaşar'ı sevseniz de politik olarak Haydar'a daha yakınsınız, değil mi?
- Politik olarak yakın olduğum karakter tabii ki Haydar. Zaten o yüzden Haydar'ı oynamak zor benim için. Yaşar'a daha çok dışarıdan bakabiliyorum, çünkü Yaşar'ın yaşadığı hayatı ben yaşamadım ama Haydar'ınkine yakın bir hayat yaşadım. Ve bu bende bir sendrom oluşturdu. Eğer o işin içine girdiyseniz, devrimci olamamak bir problemdir çünkü.

- Yaşar karakteri sayesinde ilk defa sağ görüşlülerin sempatik, insancıl yönlerinin de gösterilmeye başlandığı söyleniyor...
- Evet, bence ilk defa Türk sinemasında böyle bir karakter çok iyi gösteriliyor. Yani inançlarıyla, hayata bakışıyla, tavrıyla, tarzıyla, her şeyiyle tam anlamıyla gösteriliyor. Çünkü bugüne kadar, gerek 68'de, gerekse 70'lerde her şeyi, darbeyi yapanlar sağcılar gibi gösterilmiş. Solcular da baskıya uğrayan, yok edilen kısım gibi aktarılmış, o yüzden hep onların hikâyesi anlatılmış.

- Yani sinemada solcuların kayrıldığını mı düşünüyorsunuz?
- Kayırmak diye bir şey yok. Zaten o dönemi anlatan kaç tane film var ki? Ama olanların tamamı sol kesim için yapılmış gibi. Hatırla Sevgili bunu eşitliyor bence. "Tamam solcular çok çekti ama sağcıların arasında da acı çekenler var," diyor.

- Bir yandan da dizide solcuların daha sempatik gösterildiği söyleniyor...
- Benim internetten okuduğum kadarıyla ise dizinin, sağcıları daha inançlı, daha halka yakın, davalarını daha çok takip eden insanlar olarak gösterirken, solcuları daha burjuvaya yakın, züppe, zengin, hep aşk meşk davalarında gibi gösterdiği söyleniyor. Mesela benim babam solcu ama "Ben Yaşar gibi bir adamdım, biz böyle züppe değildik," diyor. Ama önümüzdeki sezon, kötü şartlarda yaşayan solcular da çıkacaktır. Aslında her iki türlü eleştirinin de olması dizinin başarılı olduğunu gösteriyor bence

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

« Önceki ::

sxe 6.3 3 gp film indir